Fuad

fuad… erkan oğur & djivan gasparyan ın olağanüstü albümleri fuad ın, 5. parçası oluyor bu fuad… albüme adını veren parça özetle… bu parçayı deneme amaçlı olarak, müzik zevkleri ve kültürleri çok farklı olan kişilere bir fırsatını bulup dinlettim ve dinleyen herkes, istisnasız herkes, hatta pek de beğenmeyenler bile, bu parça çalarken başlarını öne eğip, gözlerini olabildiğince yere diktiler!… bu ifade, yada davranış diyelim, aslında içten bir beğeniyi gösteriyor… beğeniden çok etkilenme demek daha doğru… üst üste onlarca kez dinleyebildiğim tek parça bu fuad… abartmıyorum, onlarca kez… hemen aşağıda paylaşayım, okuyan varsa eğer, bir yandan da dinlesin… deneyin, durmadan 30 kere dinleyebileceğinizden eminim… beğenmeseniz de rahatsız etmeyecektir…

beğenmeseniz de rahatsız etmeyecektir çünkü fuad, çok sade… çok basit… dilimizde özellikle basit kelimesi neredeyse küfür olarak kabul edilir ama değildir aslında… “sadelik en üst gelişmişlik seviyesidir” gibi bir sözü vardı leonardo da vinci nin… orijinali şöyledir: “simplicity is the ultimate sophistication”… yani “akıl almaz derecede karmaşık bir şeyi, çok sade ve basit bir şekilde aktarabilen kişiye usta denir” şeklinde de ifade edebiliriz aynı şeyi… “fuad” ın müziğini yapacağım diyerek yola çıkan kişi, eğer erkan oğur ise; bu kadar basit ve sade bir şekilde yapabilir bunu ki yapmış da zaten…

fuad karmaşık mı? evet… öyleymiş daha doğrusu… üstelik çok fazla karmaşık…

ben öğrenmek için yazan biri olduğum için, mişli geçmiş kullanıyorum çoğu zaman… öyle imiş… merak ediyorsanız, inceleyin… fuad’ı, anlamını bilerek dinlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız…

basitliğe ve sadeliğe ulaşmak; oldukça karmaşık, dolambaçlı ve zor bir yoldur… olağanüstü yetenekli bir müzisyensinizdir, dünyanın en karmaşık senfonisini bestelersiniz; güzeldir… olağanüstü yetenekli bir müzisyensinizdir ve üstüne üstlük biraz da bilgeliğiniz vardır, basit bir parça bestelersiniz; daha güzeldir… puzzle mesela, tamamlandığında basittir!… kutusunu açtığınızda ise çok karmaşık ve zordur… erkan oğur gibi ustalar size o puzzle ı yaparlar ve verirler… bakarsınız, çok basittir…

bu arada hemen belirteyim, fuad adlı parça yapı olarak basit sadece… parça aslında bestelemesi, yorumlaması, çalması ve dinlemesi kolay ve basit olmayan bir eser…

genelde karmaşık olarak sunulan eserler daha fazla tutulurlar… göz boyayıcıdırlar biraz… “anlaşılmaz ol, prim yap, taktir gör” mantığı hakim mesela ülkemizde… bir film ne kadar anlaşılmazsa o kadar tutulur! anlamsız denebilecek derecede karmaşık şarkı sözleri ve şiirler var… ama diğer yandan nazım hikmet in sade ve basit, hikaye tadında şiirleri var… okurken ne kadar da kolay gelir insana o nazım hikmet şiirlerini yazmak!?… sanki bir oturuşta yazar geçersiniz memleketimden insan manzaralarını…

konu saptı yine… “fuad” çok ağır bir kavram… fuadın kelime anlamı yanıp tutuşmakmış… maddenin yüksek sıcaklık ve hararette dönüşümü anlamına da geliyormuş… dilimizdeki kullanımı daha çok kalb ve gönül şeklindeymiş… kalp değil, kalb… farklı duyguların kalbde yanıp tutuşmalara sebep olması sebebiyle, kalbe kısaca fuad denmiştir… kalbin ortası, içi anlamındadır… fuad kalbin içinde ve tam olarak ortasındadır… tasavvufta ve aşkta anlam kazanan kalb, yürekte hissedilen oluyor… kalp ise kanı pompalayan…

fuad kavramının; sorumlu tutulan, doğrulayan ve yalanlayan, gönlün meyletmesi, gönüldeki yakıcı ateş, halden hale dönüşen gibi yakın ancak farklı nitelikleri ile tüm kutsal kitaplarda yer aldığı belirtilmekte… ahlaki boyutu tamamen aynı olan bütün kutsal kitaplar, insanları ahlaklı olmaya sevk etmek için gönül gözünün açıklığına vurgu yapmışlar…

ben dindar biri değilim ama gönül gözü denen şeye çok fazla inanıyorum… daha doğrusu fuad a… fuad o kadar geniş kapsamlı bir kavram ki!… mesela gözleriyle paraya bakan birisi için o para her şeydir ama o paraya gönül gözüyle bakan birisi için en fazla ihtiyaçları karşılama aracı olabilir… çok olması gerekmez… herkeste eşit miktarda olmalıdır… ben çok para kazanınca, birileri aç kalmamalıdır… hatta para hiç olmamalıdır… 3 kişi para kazanacak diye 30 milyon kişi sürünmemelidir… özetle; gönül gözü ile bakan ve gören kişi komünisttir…

kalb öncesi zamanlar vardı… sonra mucize gerçekleşti, kalbin oluşum süreci tamamlandı. emir geldi ve kalb atmaya başladı… o ilk darbe anı ve hareketin başladığı hayat noktası “fuad” ile sarsılır cisim… gücü vardır, sesi vardır. ritmi vardır… kalb, hayata hevesle tüm gerçekliği ile başlar… hızlanmalar, yavaşlamalar, heyecanlar, korkular, aşklar, mutluluklar, keskin şoklar, gider bozuklukları, yetmezlikler, hastalıklar, durma ve yeniden başlamalar… derken cisme gelen sinyal ve durma anı… “fuad”. en küçük sonsuzluktan, en büyük sonsuzluğa, yokluktan varlığa kainatı başlatır, “fuad”… orada artık ne son ne de ilk olmak tariflenemez. mutlak varlık yegane gerçektir… kalb öncesi, kalb anı, kalb sonrası sorularını kendime sormaktayım… kalbin kırıldığı an vardır ki, o hayat noktasında “fuad” ‘dan kırılır. kalbin en mutlu olduğu an “fuad” dır… “fuad” ile görür, duyar, dokunur, tadar, koklar, sever, gariplikleri sezer, hissederz… ve “fuad” ile düşünürüz. yeteneklerimiz ve hatta hiç bir zaman keşfedemeyeceklerimiz “fuad”…

mantık kalbimizde şekillenir ve nasibimiz ölçüsünde acımasız ya da sevgi dolu olabilir.

bu müzikler, insan ve insan dışında bilinene, bilinmeyen ve hiç bir zaman bilinemeyecek olan ya da ileride keşfedilecek canlı, cansız her nesnenin özündeki eksiklikleri tamamlamada karşılıksız hizmetkar olan “fuad” özlemi ile insanlık hayaline armağandır.

böyle demiş albüm kapağıda erkan oğur… fuad; kalpteki hayat noktası, ilk atış ile son vuruş arasında geçen süre… iki kalbin birlikte atması, birlikte izlemesi evreni… tasavvufta kalb bu… çok önemli iki dünya müzisyeninin bir araya gelip, bu albümü yapmaları gibi…

Muhakkak ki tüm insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu… Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman tüm tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu…

nedense fuad bana sabahattin ali nin yukarıdaki satırlarını hatırlattı…

sadece müzisyen olmayan erkan oğur, aynı zamanda bir bilge… en sade ve basit hali ile notalara dönüştürdüğü “fuad” ı yukarıdaki cümleleri ile çok iyi anlatmış… fuad aslında her şey… fuad ile görür, dokunur, düşünür ve hissederiz… kalp kanı beyne pompalar sadece… beyin vücudun ihtiyaçlarını karşılamaya kilitlenmiştir… mantık egoisttir, egoist olmak zorundadır… mantık aslında vücuda “sen yaşa, gerisi geberse de olur” emri vermek zorundadır… mantığın görevi budur…

göz yılanı görür, kalp kan pompalar, beyin emreder, yılanı öldürürsünüz… fuad yılanı gördüğünde ise; mantığı yerle bir edebilir… edemeyebilir de… fuadınızın ne kadar güçlü olduğuna bağlı… fuad asla yılanı öldürmez, yılanı korur… yılan asla sizi yok etmez… yılan aslında dünyayı korur… mantık için yılan çok büyük tehlikedir, fuad için ise yılan dünyayı yaşatandır…

kalp kan pompalar, mide acıkır, çok yer, doymaz, her şeyi yer, yedikçe acıkır… tüm dünya aç kalsa da mide yer çünkü mantık emreder… fuad ise kimseyi aç bırakmaz… dinlerin tamamı başkaları açken doymamayı emreder… kapitalizm ise, dünya aç da olsa tıka basa yemeyi emreder…

kalp kan pompalar, ego şişer… ego başkalarına yaşam hakkı tanımaz… ego çok büyüktür… fuad ise küçük kalmayı tercih eder ve başkalarının yaşadığından daha fazla yaşamamayı emreder…

fuad aşktır… tasavvufta da, gerçek hayatta da aşktır… tasavvufta fuad tanrı ile aynı ritme gelebilmektir… tüm amaç, tanrı aşkı yaşayarak yanmak ve tanrıya ulaşmak, tüm evreni tanrı ile aynı gözle görebilmektir… insani aşkta da eğer fuad güçlü ise, aşık olunan ile aynı ritme ulaşmaktır amaç… dünyaya aynı pencereden bakmak, aynı şeye gülmek, aynı şeye ağlamak, en mutlu anı da, en mutsuz anı da birlikte yaşamaktır… fuadda aşık olunan ne hissediyorsa, o hissedilir… o ritm yakalanır… ego yoktur…

“illa birini seveceksen, dışını değil içini seveceksin… gördüğünü herkes sever, ama sen göremediklerini seveceksin… sözde değil, özde istiyorsan şayet; tene değil, cana değeceksin…” demiş mevlana… fuaddır bu…

tibete giderseniz, fuad kalb değildir… iki gözün tam ortasındadır… tibette meditasyon yolu ile bu üçüncü göz açılmaya çalışılır… açılır mı açılmaz mı bilmiyorum, bakmayın bir sürü şey yazdığıma, beni aşar bu konular aslında ama bu üçüncü göz ile fuad aynı şey oluyorlarmış… görünmeyeni, bilinmeyeni görmeye yarıyor bu üçüncü göz… fuad da öyle…

bir müzik bloğu için bu kadar açıklama yeter… hatta fazla bile… erkan oğur yukarıdaki alıntının sonunda açıklamış, fuad albümü, sadece fuad parçası değil, erkan oğur un insanlık hayaline bir hizmeti… tasavvufi yönünü, bilgeliğini ve insanlığını kullanarak bu hizmeti yapmış… yapabileceği de en fazla bu zaten… fuad budur, fuadınızı güçlendirin, kullanın, dünyaya gözlerinizle değil, biraz da fuadınızla bakın diyor…

fuad albümündeki tüm parçalar çok iyi… volor molor, yardan gelen haberi anlatıyor… yemen, bilindiği gibi harika… siresi yarisdaranda, sevdiğini elinden alıyorlar… yes pucur yaris pucur da ise, ben nasılsam yar da öyle, yar nasılsa ben de öyleyim… mayrig ise ana… perde kalktı parçasında ise, fuad yani 3. göz açılıyor… lorik ise küçük kuş, belki de simurg… ve tabii fuad…

fuad ı ben yıllardır uyku öncesi dinliyordum… zaten o sınıfta idi… ama yanlış dinliyormuşum!… djivan gasparyanın müziği olarak dinliyormuşum!… çünkü benim dinlediğim parça gasparyana ait olan your strong mind idi!… benim aldığım sitede yanlış yazılmış anlayacağınız ve gasparyanın your strong mind adlı bir parçası var, o da güzel bir parça, bulup dinleyin derim… ben yıllardır o şekilde hayranlıkla dinliyordum yine ama gasparyan diye dinliyordum… derken üçüncü gözüm açıldı ve fuad bana o parçanın erkan oğur a ait olduğunu söyledi… artık aynı parçayı aynı beğeniyle, erkan oğurun fuadı olarak dinlemeye devam ediyorum…

fuad sadece erkan oğur değil… aynı zamanda gasparyan ve derya türkan… parçanın en dokunaklı yerleri bence derya türkan tarafından klasik kemençeyle çalınmış… insanı alıp götüren, fuadı yaşatan en önemli bölümler… fuad bir bütün, zaten bütün olduğu için fuad… bu güzel bütünlük içinde zaten duduğu, kemençeyi, perdesiz gitarı ve erkan oğur un sesini diğerlerinden kesinlikle ayıramıyorsunuz…

Kaynak: Hakkı Zafer Can
http://www.muzikguncesi.com/2013/05/fuad.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir